Savastan on yil ö nce, Rivierada kü cü k bir pansiyonda kaliyordum. Masada oturdugum sirada, hic beklenmedik bir sekilde cok bü yü k bir kavgaya, belki karsilikli nefret ve hakarete varmasina ramak kalan sert bir tartisma cikti. Insanlarin cogunun muhakeme gü cü kö rlesmistir. Kendilerine dogrudan dokunmayan, sivri ucu israrla sert bir sekilde duyularina kadar etki etmeyen sey, onlari neredeyse hic harekete gecirmez ancak gö zlerinin ö nü nde cereyan eden, duygularina dokunacak en ufak sey bile iclerinde ö lcü sü z bir tutkuyu atesler. Iste o zaman duyarsizliklarinin yerini gereksiz ve asiri ö fke alir.
Iste zaman zaman yemekte bir araya gelen, kendi halinde siradan insanlarin olusturdugu, cogu zaman havadan sudan konusan, pek derin konulara girmeyen, ö nemsiz sakalar yapan, yemekten sonra ise dagiliveren grubumuzda da bö yle oldu. Alman evli cift dolasmaya ve amatö rce fotograf cekmeye, keyfine dü skü n Danimarkali adam o sikici balik avina, kibar Ingiliz bayan kitaplarinin basina, Italyan evli cift Monte Carloya kacamak yapmaya giderlerdi. Ben ise ya bahcedeki koltuga kurulur, tembellik ederdim ya da calisirdim. Ancak bu kez hepimiz bu sert tartismayla yerimizde donup kaldik. . .