
Sabahattin Ali, edebiyatimizda okurla en sahici bagi kurabilen yazarlardan biri. Onu okurken çogu zaman bir yazarin satirlariyla degil, içini döken bir insanin sesiyle karsilasiriz. 1907'de baslayan ve ne yazik ki kisa süren hayatina ragmen, geride hâlâ konusulan, hissedilen ve yeni kusaklara ulasan eserler birakmistir. Sabahattin Ali, insanin iç dünyasini anlatirken süslü sözlere ihtiyaç duymayan, en sade cümlelerle en derin duygulari hissettirebilen bir yazardir. Onun metinlerinde kendimizden bir parça bulmamiz bu yüzden hiç zor degildir.
Kürk Mantolu Madonna ise tam da bu yüzden yillardir elden ele dolasan, her okunusta baska bir yönüyle insani yakalayan bir roman. Ilk bakista bir ask hikâyesi gibi görünse de, aslinda çok daha fazlasini anlatir: Anlasilma istegini, içe atilan duygulari ve çogu zaman dile getirilemeyen yalnizligi. . . Raif Efendi'nin sessizligi, belki de çogumuzun hayatinin bir döneminde hissettigi ama ifade edemedigi duygularin bir yansimasidir. Maria Puder ise alisilmisin disinda bir karakter olarak, hem güçlü hem de kirilgan yanlariyla hafizada yer eder.
Bu romani özel kilan sey, büyük olaylardan çok küçük ama derin hislere odaklanmasidir. Sabahattin Ali, okuru zorlamadan, abartiya kaçmadan, sanki yanimizda oturuyormus gibi anlatir hikâyesini. Bu yüzden kitap bittiginde geriye sadece bir hikâye degil, içimizde yankilanan bir duygu kalir.
Elinizdeki bu kitap, belki ilk karsilasmaniz olacak, belki de yillar sonra yeniden bir bulusma. . . Ama hangi sebeple okursaniz okuyun, "Kürk Mantolu Madonna"nin size kendi içinizden bir kapi aralayacagini söylemek yanlis olmaz. Çünkü bazi kitaplar okunup bitmez; insanin içinde yasamaya devam eder. Bu roman da tam olarak onlardan biri.
SONER DURSUN
Es wurden noch keine Bewertungen abgegeben. Schreiben Sie die erste Bewertung zu "<div>Kürk Mantolu Madonna</div>" und helfen Sie damit anderen bei der Kaufentscheidung.